Samiha AYVERDİ

1905-1993

İstanbul’un Şehzadebaşı semtinde dünyaya gelen yazarın ailesi köklü bir geçmişe sahiptir. Babası İsmail Hakkı Bey, Ramazanoğulları; annesi Meliha Hanım, Bektaşi dervişi Gülbaba’nın soyundandır. Ayverdi’nin ailesi sarayda önemli görevlerde bulunmuş İstanbul’un seçkin ailelerindendir. Bu durumun Sâmiha Ayverdi’nin “İstanbul Hanımefendisi” kimliğinin ortaya çıkmasında büyük rolü olmuştur.

Süleymaniye İnâs Rüştiyesi’nde öğrenim gören Ayverdi, daha sonra özel derslerle öğrenimine devam ederek bilhassa tarih, tasavvuf, felsefe alanlarında kendini yetiştirmiş, Fransızca dilini iyi derecede öğrenmiştir. Yaşadığı dönem itibariyle Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışına ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna şahit olan yazarın fikir dünyası, küçüklüğünden itibaren babasının kütüphanesi ve sohbetleriyle gelişmiştir. Düşünce dünyasının şekillenmesinde önemli rol oynayan isimlerden biri de Kenan Rifai’dir. Yazı hayatına başlamasında Ayverdi’ye rehberlik eden Kenan Rifai, aynı zamanda Rıfaiyye tarikatının şeyhidir.

1938 yılında ilk romanı olan “Aşk Budur” yayımlandıktan sonra Ayverdi, çok sayıda öykü ve roman kaleme almıştır. 1964 yılında yazdığı “İbrahim Efendi Konağı” ismindeki romanı “100 Temel Eser” listesinde yer almıştır. Aynı zamanda deneme, hâtıra, mensur şiir tarzında da pek çok eseri olmuştur. Çıkardığı kitaplar dönemin ünlü simâları tarafından takdir edilmiş, yazıları çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmıştır.

Sâmiha Ayverdi’nin yazar kimliğinin yanında aktif bir cemiyet hayatı olmuş ve bu sayede “İstanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul Enstitüsü, Yahya Kemal Enstitüsü, Türk Ev Kadınları Kültür Derneği, Kubbealtı Cemiyeti” gibi kültürel kurumların kuruculuğunu üstlenmiştir. Bu kurumlarda açtığı kurslar ve düzenlediği toplantılarla milli kültürün, Türk İslam geleneklerinin yaşatılmasını amaçlamıştır. Türkiye Millî Kültür Vakfı, Türk Edebiyatı Vakfı, Aile Araştırmaları Kurumu, Türkiye Yazarlar Birliği gibi önemli kuruluşlardan ödül almıştır.

Zengin bir yayın hayatı olan Ayverdi, günümüzde Türkçe’yi en iyi kullanan yazarlardan biri olarak kabul edilir. Dilindeki şiirsellikle alışılmışın dışı bir anlatımı olmuş, başarılı betimlemeleri ve seçtiği sözcüklerle edebî üslubu dikkat çekmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerindeki İstanbul’un sosyal hayatını, gelenek göreneklerini, bizzat edindiği tecrübelerle eserlerine aktarmıştır. Eserlerinde tasavvuf ve felsefe konularına sıkça eğilmiş, eskiden ahlâk sahibi ve faziletli bir toplum iken şimdi bunu kaybedişimizden yakınmıştır. Sâmiha Ayverdi 22 Mart 1993’te Fatih’teki evinde vefat etmiştir.

Bazı Eserleri: Aşk Budur, Batmayan Gün, Mâbette Bir Gece, Ateş Ağacı, Yaşayan Ölü, İnsan ve Şeytan, Son Menzil, Yolcu Nereye Gidiyorsun?, Mesihpaşa İmamı, İbrahim Efendi Konağı, İstanbul Geceleri, Bir Dünyâdan Bir Dünyâya, Hâtıralarla Başbaşa, Yeryüzünde Birkaç Adım, Rahmet Kapısı, Ne İdik Ne Olduk, Bağ Bozumu, Hey Gidi Günler Hey, Küplüce’deki Köşk, Râtibe, İki şinâ, Yusufçuk, Ken’an Rifâi ve Yirminci Asrın Işığında Müslümanlık, Edebî ve Mânevî Dünyâsı İçinde Fâtih, Boğaziçi’nde Târih, Misyonerlik Karşısında Türkiye, Türk-Rus Münâsebetleri ve Muhârebeleri, Türk Tarihinde Osmanlı Asırları, Millî Kültür Meseleleri ve Maârif Dâvâmız, bide Şahsiyetler, Kölelikten Efendiliğe, Dost, Mektuplardan Gelen Ses, Hancı, Ah Tuna Vah Tuna, Türkiye’de Ermeni Meselesi, Dile Gelen Taş, Ezelî Dostlar, Mülâkatlar, Dünden Bugüne Ne Kalmıştır?, Arkamızda Dönen Dolaplar, Kaybolan Anahtar, Paşa Hanım, Ebâbil Kuşları