Orhun}
  • Dönem: 1933-1944
  • Kaç Sayı Çıktı: 16
  • Basım Yeri: İstanbul
  • İmtiyaz Sahibi: Hüseyin Nihal Atsız
  • Yazı İşleri Müdürü: Hüseyin Nihal Atsız

Orhun

Aylık Türkçü mecmua Ben, sen, o yok; biz varız.

Büyük Türkçü Hüseyin Nihâl (Atsız)’in, Atsız mecmua’nın kapanışından bir yıl sonra, Edirne Erkek Lisesi’nde edebiyat öğretmeni iken çıkarmağa başladığı Türkçü dergi. Yayın hayatı birtakım olumsuzluklar yüzünden ikiye bölündü.

1. dönem (05.11.1933-16.07.1934). İlk sayısının kapağında “Atsız mecmua’nın devamı” olduğu ve “büyük Türkçülük ülküsüyle” çıktığı açıklanan aylık Orhun dergisi, Edirne’de çıkarıldığı bu ilk döneminde, Kasım 1933 ile Temmuz 1934 arasında, 9 sayı çıkarılabildi. O dönemde dergi, Edirne’nin basımevi imkânları yeterli bulunmadığı için, Istanbul’da basılıyordu. Boyutları bakımından Atsız mecmua’nın aynı olan Orhun, 24, 28 ve 16’şar sayfalı olarak yayınlandı. Kapağında; logosu yanında, yine aylı kurt amblemini, “’Ben’, ‘sen’, ‘o’ yok; ‘biz’ varız” söylemini taşıyordu. Ayrıca “içindekiler” dizimi, sayı bildirimi, çıktığı ay ve fiyatı verilmekte idi.

6. (Nisan 1934) sayısından başlanarak kapak düzeninde değişiklik yapılmış, o sayının kapağına Mahmut Esat (Bozkurt)’tan alınan cümleler, 7,8. sayılarda tutsak Türk yurtlarını gösteren haritalar, 9. sayıda da Z. Gökalp’ten aktarılan bir beyit konulmuştu.

Derginin ‘sahip ve mes’ul müdürü Hüseyin Nihal (Atsız) idi. Yazarları arasında Atsız, Nihat Sami (Banarlı), Fevziye Abdullah (Tansel), Orhan Şaik (Gökyay), Suut Kemal (Yetkin), Ahmet Yekta, Ahmet Öz- demir, Ali İhsan (Sâbis), Atsıza Yoldaş (Fethi Tevetoğlu), Tolunay (Bedriye Atsız), Zâhir Sıdkı (Güvemli), vb. bulunuyordu: Türk diline, yazım (imlâ) sorununa, edebiyata ve halk bilgisine ilişkin olan, Yuluğ Tigin, Kür Şad, Moyuncur Kağan’ı tanıtan ilgi çekici yazılar, şiirler yayımlanıyordu. Edirneli Nazmi üzerine olan araştırma da önemli idi. I. Türk Tarih Kongresi’nce benimsenen Türk tarihi tezine karşı çıkan Zeki Velidî (Togan)’yi desteklediği, Kurum’ca yayımlanan dört ciltlik Türk tarihi’ni eleştirdiği ve Ali İhsan (Sâbis) Paşa’nın bir mektubunu yayımladığı için Orhun, Temmuz 1934’de çıkarılan 9’ncu sayısından sonra, Bakanlar Kurulu kararı ile, süresiz olarak kapatıldı. Yeniden yayımlanması, on yıl aradan sonra mümkün olabildi. 2. dönem (01.10.1943-01.04.1944) Temmuz 1934’de kapatılan Orhun’un çıkarılmasına, on yıl kadar sonra alınabilen izinle, Ekim 1943’te, yeniden başlandı. Sayılar 1’den değil, önceki dönemde çıkan 9 sayının devamı olarak, 10’dan başlatıldı. Bu dönemde dergi, Istanbul’da basılıp yayımlandı. Yine aylık olan derginin boyutu, kapak düzeni 1. dönemin Orhun’una benziyordu. Basıldığı formanın ilk sayfası olan kapağındaki logonun altına bu kez “Bütün Türkler bir ordu” söylemi konulmuştu; ayrıca aylı kurt amblemi, “içindekiler” dizimi, sayı belirteci, yayımlanış tarihi ve 25 kuruş olan fiyatı yer alıyordu. Her sayısı 28 sayfa olarak yayımlanmakta idi (14. sayısı 36 sayfa olarak çıkarılmıştı). ‘Sahibi ve mesul müdürü’ yine Atsız olan Orhun’un o dönemindeki yazar ailesi de oldukça kalabalıktı. Başlıca yazarları: Atsız, Mustafa Hakkı Akansel, Mehmet Sâdık (Aran), Fahriye Arık, Besim Atalay, Bedriye Atsız, Nihat Sami Banarlı, Abdülkadir İnan, Yusuf Kadıgil, Mehmet Hâlit Bayrı, Orhan Şaik (Gökyay), Elmas Yıldırım ve Azmi Güleç, Bekir Berk, Muharrem Doğdu (Mercanlıgil), Külâhlıoğlu, Hamza Sâdi Özbek, Cemal Oğuz Öcal, Nejdet Sançar, Tevetoğlu, Zeki Velidî Togan, Cezmi Türk, Yılanlıoğlu İsmail Hakkı, Osman Yüksel, Zâhir Sıdkı (Güvemli), vb. idiler.9 Bu dönemde yayınlanan yedi sayının önemi, II. Dünya Harbi sıra- sında artış gösteren sol faaliyetlere dikkat çekilmesinden kaynaklanır. 15’inci Mart ve 16’ncı Nisan 1944 sayılarda yayımlanan, Atsız’ın “Başvekil Saracoğlu Şükrü’ye açık mektup”ları hem Orhun hem de dergi ve sahibi ile ilişkisi olanların; dolayısıyla da Türkçülerin ve Türkçülüğün kaderinde önemli rol oynadı. O “mektup”larda son yıllarda büyük ivme gösteren komünist eylemlerden, komünistlerin devlet kurumlarında ve özellikle Millî Eğitim Bakanlığı’nda önemli yerlere getirilmesinden ve etkin roller üstlenmesinden örnekler verilerek, bunların önlenmesi isteniyordu. Hakkında ithamda bulunulanlardan biri olan ve Atsız Mecmua’da hikâyeleri de yayınlanmış bulunan Sabahattin Ali, Maarif Bakanı Hasan Âli Yücel’in özendirmesi ile, Atsız aleyhine ‘hakaret dâvâsı’ açtı. Bu dâvânın 3 Mayıs 1944’teki ikinci duruşması sonunda Ankara’daki yüksek öğrenim gençliği, o zamana kadar görülmemiş büyüklükte bir gösteri ve yürüyüş yaptı. Olay, sonuna doğru II. Dünya Savaşını kazanma sürecine giren Rusya’ya yanaşmak isteyen İnönü’yü ve hükûmetini harekete geçirdi. O gösteri ve yürüyüş Türkçülere ve Türkçülüğe savaş açma bahanesi sayıldı. İnönü, 19 Mayıs 1944’deki Gençlik ve Spor Bayramı söylevinde Türkçülüğü ve Türkçüleri peşin olarak mahkûm etti. Ankara’daki yürüyüşe katılanlardan bir bölümü ile Atsız’a ve Orhun’a yakınlığı bulunan Türkçü gençler, yurdun değişik yerlerinde göz altına alınıp o sırada Sıkıyönetim altında bulunan Istanbul’a götürüldüler. Orada değişik işkenceler altında yapılan sorgulamalar sonunda, bunların yirmi dördü10 hakkında, “hükûmeti devirme 9 Her iki dönemdeki Orhun yazarlarının tam alfaetik dizimi ve dergiye ilişkin başka ayrıntılar için, bk. Fethi Tevetoğlu, “Türkçü dergiler : Orhun”, Türk kültürü, xxvi, 306 (Ekim 1988), 34-39. 10 Irkcılık ve Turancılık Dâvâsı ilgili yazılarda, sanıkların sayısı 23 (yir- mi üç) olarak gösterilir. Oysa, Orkun dergisindeki, Askerî Cezaevinde ve bir Turan devleti kurmağa girişme” suçlarını işledikleri için(!), İstanbul I. Sıkıyönetim Mahkemesinde dâvâ açıldı. “Irkçılık-Turancılık Dâvâsı” diye adlandırılan bu dâvâ sonunda, tutuklu olarak yargılanan Türkçülerden bazılarına değişik süreli cezalar verildi. Dâvânın “temyiz” evresinde, bütün Türkçüler hakkında verilen bu kararları Askerî Yargıtay temelden bozdu ve bir yılı aşkın süredir cezaevinde bulunan tutukluları salıverdirdi. Daha sonra II. Sıkıyönetim Mahkemesinde yeniden yapılan duruşmalar sonunda bütün “sanıklar”ın cezaları kaldırıldı; cezaevinde geçen bir yılı aşkın zaman yanlarına kâr kaldı. Ayrıca o dâvalarda yargılanan Türkçülerin bazıları uzun süre işlerine iade edilmedi. İş verilenler de yasal haklarının çok altında, uzak yerlerdeki görevlere gönderildi; ‘sürgün edildi”. Hükûmet onları görevlerine iade etmemekte yıllarca direndi. Böylece cezasız, fiilî bir ‘idarî infaz’ gerçekleştirildi. Bu olaylar yüzünden Nisan 1944’te kapatılan Orhun, artık bir daha yayımlanamadı. Fakat yayımladığı “açık mektuplar”, Türkçülere yapılan akıl almaz maddî ve manevî işkencelere rağmen, Türkçülük hareketinde yeni bir “milât”ın başlamasına vesile ve 3 Mayıs’ın “Türkçülük Günü” sayılmasına sebep oldu.

Dergi Sayıları

1

1. Sayı

Kasım 1933

2

2. Sayı

Aralık 1933

3

3. Sayı

Ocak 1934

4

4. Sayı

Şubat 1934

5

5. Sayı

Mart 1934

6

6. Sayı

Nisan 1934

7

7. Sayı

Mayıs 1934

8

8. Sayı

Haziran 1934

9

9. Sayı

Temmuz 1934

10

10. Sayı

Ekim 1943

11

11. Sayı

Kasım 1943

12

12. Sayı

Aralık 1943

13

13. Sayı

Ocak 1944

14

14. Sayı

Şubat 1944

15

15. Sayı

Mart 1944

16

16. Sayı

Nisan 1944